Eski Türkçe: arı yagı (otk) (arı yagı), bal (otk) (bal)
Eski Türkçe öt- “1. öteye ve öbür yana geçmek, 2. ses duyurmak, meram anlatmak, 3. borçlanmak, hak geçmek” fiilinden evrilmiştir.
“Bû” veya “bûy” ise koku demek.
En Eski Türk topluluğunda kullanılan metal adları ile ilgili sözvarlığı ilgi odağımız olmuştur. Bu nedenle zɛr 'altın', möŋgün, sim 'gümüş', pirinǯ 'bronz', qaŋ 'çelik', qalāj 'kalay', polat 'çelik' vs. gibi kelimeler araştırma dışında kalmıştır.
Eski Türkçe'de okı- fiilinin ilk anlamı çağırmak, seslenmek ve davet etmektir.
Baba/Babay kavramı
Eski Türkçede, Babay biçiminde de kullanılmış olan bu kelime, evliya gözüyle bakılan, kutsal sayılan kişi ve varlıklar, türbeler ve mezarların adlarında da kullanılır. Örneğin, Baba Dağı, Karaltı Baba, Hazret Baba, Şeyh Baba, Diri Baba, Kırklar Baba, Atlı Baba ve sair gibi.
Eski Türkçe ot “yabani küçük bitki, özellikle şifalı bitki, ilaç” sözcüğünden evrilmiştir. otlamak: Bilâ ruhsat diğerinin malından almak.
Eski Türkçe kül sözcüğünün anlamının olumlanıp “cesur, yiğit” anlamında kullanılması, okuma farklarıyla birlikte özellikle de Köktürk yazıtlarındaki Kül Tigin, Kül(i) Çor, Kül Bilge, Kül Çigşi, Kül Tudun unvanlarıyla Uygurlardan kalan Tes Yazıtının güney yüzünde geçen Köl Beg Bilge Kağan (Aydın 2011: 36) ve Uygur ...
duman - Nişanyan Sözlük. Eski Türkçe tuman “sis, bulut” sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe tun- “kapanmak, hava bulutlanmak” fiilinden Eski Türkçe +(g)An ekiyle türetilmiştir.
Bû/buy Farsça güzel koku, parfüm demek.