Apollo görevleri sırasında Dünya'ya geri dönen taş örneklerine dayanarak, bilim insanları Ay'ın toprağının veya regolitinin ağırlıkça yaklaşık yüzde 40 ila 45 oksijen içerdiğini biliyorlar. Bu, oksijeni Ay'ın yüzeyinde en bol bulunan element yapar.
Grant'e göre Ay regoliti, metreküp başına yaklaşık 630 kilogram oksijen içeriyor.
Fakat Herschel uzay teleskobu, Orion yıldız takımı bölgesinde oksijen moleküllerini gün ışığına çıkardı. Araştırmanın sonuçları Astrophysical Journal adlı bilim dergisinde yayımlanacak. Oksijen, hidrojen ve helyumdan sonra uzayda en çok rastlanan üçüncü element.
Ay'ın, ekzosfer olarak isimlendirilen çok ince ve seyrek bir atmosferi vardır.
Ay toprağından oksijen üretimi, aslında daha önce de bilinen bir elektroliz yöntemiyle yapılıyor. Toprak önce 950 santigrat dereceye kadar ısıtılıyor. Ardından elektrik verilerek oksijenin ayrıştırılması sağlanıyor.
Ay'da yaşamın olmamasının birincil nedeni, Dünya'daki gibi bir manyetik alana sahip olmamasıdır.
Karbondioksit, istasyonda lityum hidroksit veya zeolit gibi maddelerle tutulur ve azalan oksijen yerine taze oksijen eklenir. İstasyonda yeterli miktarda oksijen tankı depolanır. Tankları boşalırsa yenileri gelinceye kadar su elektroliz edilerek oksijen üretilir.
Bir araçtan ötekine geçemezler. Bu, uzayda herhangi bir atmosfer bulunmamasından dolayı, astronotların herhangi bir solunum ekipmanı olmadan solunum yapamamalarından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bu kıyafette nefes alımını sağlayan bir oksijen tüpü taşırlar.
ABC News'in haberine göre, DLR'de çalışan bilim insanları, yaptıkları araştırmada, daha önce Venüs atmosferinin gece tarafında tespit edilen oksijen varlığına ilave olarak, gezegenin Güneş'e bakan yüzünde de reaktif oksijen türlerinden atomik oksijenin bulunduğunu belirledi.
Dünya'nın aksine uzayda bir atmosfer yoktur, dolayısıyla sesin üzerinde ilerleyebileceği bir madde veya ortam da yoktur. Radyo dalgaları ise bu durumdan etkilenmez. Dolayısıyla astronotlar, uzayda iletişim kurabilmek için radyo dalgalarını yani telsizleri kullanırlar.