Ahlat Köşkü Türkiye'nin Bitlis ilinde yer alan bir köşktür. Ahlat ilçesinde, Van Gölü kıyısında konumlanan yapı, Türkiye cumhurbaşkanı tarafından kullanılmaktadır. Köşkün resmî açılışı 25 Ağustos 2020 tarihinde yapıldı.
XIII. asırda Ahlat'ın, İslam dünyasının Belh (Afganistan) ve Buhara (Özbekistan) ile birlikte, Ortaçağda "Kubbet-ül İslam" unvanını taşıyan üç büyük ilim, kültür ve sanat merkezinden biri olduğu bilinmektedir. Bu büyük şehir, büyük bir kültür, ilim, sanat ve belki de esnaf teşkilatının merkezi idi.
Yaklaşık 1.150 odası olan ve maliyeti $350 milyon (€270 milyon) tutan saray, maden kazalarının ve işçi haklarının ülke gündemine hâkim olduğu bir süreçte ortaya çıkması ve kullanılmaya başlanması yüzünden büyük eleştirilere yol açtı.
Nitekim bu Oğuz boylarına mensup kitleler arasında Osmanlıların mensup olduğu Kayı Boyu da vardır. Bundan ötürü Ahlat, Osmanlılar açısından da hatırı sayılır öneme sahip ata yadigarı bir Osmanlı şehridir.
Ahlat, Anadolu'da ulu bir çınarın köklerini ilk salmaya başladığı şehirdir. Van Gölü'nün kuzey kıyısında kaleleri, tarihi cami ve çeşmeleri, kümbetleri, hanları, hamamları ve “Anadolu'nun Orhun Abideleri” diye adlandırılan abidevi mezar taşları ile ünlü bir açık hava müzesidir.
Mesala Araplar arasında, karışık insan topluluğu manasında; “ahlatun mine'n-nas” sözü meşhurdur. Arapların kullandığı bu deyimden de anlaşılıyor ki, Ahlat adının menşei etimolojik olarak “ H L T” kökünden gelmekte ve etnik yapısından dolayı bu adın verildiği tahmin edilmektedir.
Ahlat, Selçuklular çağında Ahlatşâhlar Beyliği'ne başkentlik yapmış, politik ve kültürel sahalarda önemli rol oynamış bir Oğuz/Türkmen şehridir.
Ahlat Köşkü Türkiye'nin Bitlis ilinde yer alan bir köşktür. Ahlat ilçesinde, Van Gölü kıyısında konumlanan yapı, Türkiye cumhurbaşkanı tarafından kullanılmaktadır.
Sultan Alparslan Malazgirt'e Ahlat'an giderek burayı fethetmiştir. İbn'ül Ezrak Malazgirt Zaferine katılan Ahlatlıların zengin ganimetlerle döndüğünü ve bu tarihten sonra şehrin Sultan Alparslan tarafından tayin edilen valilerce yönetildiğini kaydetmektedir.
Bunlara da 300 civarında aşçı ve 100 aşçıya yakın Kızlarağası, Hazinedarbaşı, Kilercibaşı ve Saray Ağalarının özel aşçılarını eklemek gerekir. Haremin üst kademelerine de gerekirse özel bir menü çıkarılırdı.