Aşk, sadece duygusal değil aynı zamanda fizyolojik bir süreçtir. Aşık olan kişinin davranışlarında değişiklikler ortaya çıkar. Bu değişiklikleri de fizyolojik süreçler belirler. Aşk, insan beyni için bir çeşit haz kaynağıdır. Bu sistem, ödül ile yakından ilişkili dopamin (DA) salınımı ile aktive olur (haz, keyif).
Aşk, kişilerarası ilişki veya bir başka varlığa duyulan derin sevgidir. Bunun daha derini ise TDK sözlüğüne göre "güçlü sevgi, güçlü aşk" veya aşırı ve güçlü tutku, istek anlamına gelen hem ruhen hem de bedenen aşık olmayı kapsadığı düşünülen "sevda"dır.
Gerçek aşk nedir diye merak edenler için üçüncü kişilerin olmadığı aşktır denilebilir. Her yerde ve her kişide aynı şekilde hissedilen gerçek aşta, asla üçüncü kişilere yer verilmez. Bu yüzden kişinin hem aklında hem de kalbinde 7/24 sadece tek kişi vardır ve o da aşık olduğu kişinin ta kendisidir.
Bunlar, tutkulu aşk (Eros), arkadaşça aşk (Storge), oyun gibi aşk (Ludus), sahiplenici aşk (Mania), mantıklı aşk (Pragma) ve özgeci aşk (Agape)'tır.
Aşk duygusu vücut üzerinde bazı etkilere neden olur. Nabız artışı, terleme, çarpıntı, iştah azalması, mide asidi ya da bağırsak hareketliliği şeklinde fiziksel belirtiler kendini gösterir. Geçmiş dönemler bu etkilerin kalple ilgili olduğu düşünülmüştü.
"AŞK GEÇİCİ BİR GÖRME KUSURUDUR
İşte bu süreçte; yaşarken sıkıntı verse de yüreğimizi titreten, aklımızı meşgul eden ve sürekli yaşamak isteyeceğimiz duygu olarak karşımıza çıkan aşk, geçici bir görme kusurudur. Hayal edilenle gerçek arasındaki fark anlaşılıncaya kadar geçen süreyi kapsar.
Yüzyıllardır kalp aşkın simgesi olarak kullanılır; ama aşkın merkezi beyindir, aşk beyinde başlar. Kadın ve erkekten birisi veya her ikisi birbirlerini ilk görüşte beğenirse; beyin tarafından salgılanan maddeler, tüm bünyeyi etkiler.
Platon'a göre, aşk, insanın ideal olanı arama çabasıdır ve fiziksel çekicilikten öte, ruhsal bir bağlantıyı ifade eder. Aristoteles: Aristoteles'e göre, aşkın altında yatan temel dürtü cinselliktir ve bu dürtü insanın doğasının bir parçasıdır.
Bilimsel araştırmalara göre, aşkın ömrü 18 ay ile 4 yıl arasında değişiyor. Bu süre sonunda, aşık olduğumuz kişiye karşı duyduğumuz heyecan ve haz azalıyor, çünkü beynimizde salgılanan dopamin hormonuna bağışıklık kazanıyoruz. Aşkın süresini etkileyen evrimsel bir teori de var.
Aşık olduğumuzda beynimizde dopamin denilen mutluluk hormonu salgılanır. Dopamin, aşık olduğumuz kişiyle aramızdaki o özel bağı oluşturur. Bu nedenle pek çok kişinin yer aldığı bir ortamda bizi heyecanlandıran tek kişi 'aşık olduğumuz kişi' olur ve kendimizi mutsuz hissettiğimizde onun sesini duymak yüzümüzü güldürür.
SON YAZILAR
Ağzının payını vermek
Çamaşır makinesi kireç tutmaması için ne yapmak lazım
Er işareti
Alkolün vücuda etkileri
Bitlis nüfusu merkez
Aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni konusu
Ağzımın içi tuzlu gibi
Aşırı tatlı tüketimi
Banyodan sonra ayaklara soğuk su dökmek hadis
Ayvalıktan nereye feribot var
Dev çıyan zehirli mi
Engelleyince hikaye görünür mü
Bactroban krem nereye sürülür
Çekirdek aile tanımı
132 ne hattı
Derya Balta Hilal ne oldu
Allah ın her şeyi bilme sıfatı
Ayakta yolcu taşıma cezası
Eti Puf neyle yapılıyor
Birlesik zamanli fiil
Ayakkabı sıcak suda yıkanır mı
Devlet memuru nikah izni
Dövme 1 haftada iyileşir mi
Bankacılık eşit ağırlık mı
Didem arslan iletişim
Ayrılan eşlerin barışması için dua
20 20 20 kükürtlü gübre ne ise yarar
Evlerde çıkan böcekler
Eşofman pantolon adı ne
Anayasa fırlatma
3600 ek gösterge lise mezunlarını kapsıyor mu
Çarşı anarşist mi
Böbrek üstü bezi tansiyonu etkiler mi
Ay opak mıdır
1 ve 2 meşrutiyet kısaca
Akşemseddin çalışma yaptığı bilim dalları
2100 artık yıl mı
Bir kişinin kendi hayat hikayesini anlattığı türe ne ad verilir
Alerji yama testi
1792 yaş antlaşması