Etimolojik, yani kelime kökeni olarak bugün kullandığımız çay kelimesi, bize Çin'in bir lehçesi olan Mandarin'den gelmiştir. Okunuş olarak "ça", Latin harfleriyle yazılımı "cha" olan bu kelime, zamanla Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey ülkelerine kadar ilerlemiştir.
2737 yılına, Çin İmparatorluğu'na kadar dayanır. Efsaneye göre Çin'in ilk imparatorlarından Shen Yung, çay bitkisinin tesadüfen sıcak suya düşmesine şahit olur. İmparator, işte bu keşifle birlikte çayın büyüsüne kapılır ve yine efsaneye göre yedi yıl boyunca o bölgede kalarak sürekli çay içer.
Çay ilk olarak milattan önce 2737 yılında, Çin'de medikal amaçlarla kullanılmaya başlanmış. Zaman ilerledikçe çayı suyla bir araya getirip bir içeceğe dönüştürmüşler. İlk içilebilir halde kullanılması milattan önce 10. yüzyıla denk geliyor.
Latince adı, Camelia Sinensis olan çayın anavatanının Yukarı Brimanya olduğu kabul edilir. Buradan da kuzey doğuya ve güney batıya yabanıl olarak yayıldığı düşünülmektedir. Günümüze gelinceye kadar çayın başlıca çeşitleri olan Assam ve Çin çaylarından çok sayıda melez oluşturulmuştur.
Türkçede 'çay' denmesi de Farsçaya dayanıyor. Çin'in Mandarin lehçesinde 'ça' diye okunan bu kelime Farslılarla beraber "chai/çay" olarak birçok ülkeye yayıldı. Bu yüzden çayın muhtemelen Farsçadan da daha eski olan Japonca ve Korece kullanımları da cha şeklinde kaldı.
Zihni Derin (1880, Muğla - 25 Ağustos 1965, Ankara), Türk ziraatçi ve eğitimcidir. Türkiye'de çay tarımının başlamasına ve yayılmasına önderlik etmiştir; “çayın babası” olarak bilinir.
Abdülhamit döneminde ilk kez çay zirai bir ürün olarak düşünülür. 1894 yılında, Orman, Madenler ve Tarım Bakanlığı'ndan dönemin sadrazamına bir belge yazılır. Belgede çayın ticari değerinin yanı sıra şifa kaynağı olduğu belirtilerek, tarımının yapılması amacıyla 'uygundur' onayı istenir.
Çay öğünü yaygın bir çekiciliği olan bir İngiliz geleneğidir. Dünyada Hint çay kültürü, Çin çay kültürü, Japon çay seremonisi veya Kore çay seremonisi gibi çay kültürleri çok yaygındır.
Demli çaya “tavşan kanı çay” denmesinin nedeninin çayın renginden ziyade bolluğundan dolayı olduğu söyleniyor. Tavşan da küçük olmasına rağmen çok bol kanlı bir hayvanmış ve avlandıktan sonra avcılar tavşanı tüm kanı aksın diye bir gün kadar suda bekletirlermiş.
İlk yaş çay yaprağı hasadı ve kuru çay üretimi 1938 yılında gerçekleştirilmiştir. 1940 yılında çıkarılan 3788 Sayılı Çay Kanunu ile ülkemiz çaycılığı güvence altına alınmış ve çay bahçesi kuracaklara ruhsatname alma zorunluluğu getirilmiştir.
SON YAZILAR
Deniz şortu yıkanır mı
Etin tuzunu ne alir
Ayağın üstünde kemik çıkması
Ev türleri
Aldirin ilaç
Bıldırcın eti lezzetli mi
42HM nereye gidiyor
25 haziran onur yürüyüşü
24 tv genel yayın yönetmeni
Demdeme türü
Ayet Hala akıllanmayacak mısınız
Didim Bodrum arası feribot var mı
Falda kapı görmek
Bogazda nodüller tehlikelimi
Devrim özkan yaş
Dünya Hakkında Bilgi
Ağzının payını vermek
Çamaşır makinesi kireç tutmaması için ne yapmak lazım
Er işareti
Alkolün vücuda etkileri
Bitlis nüfusu merkez
Aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni konusu
Ağzımın içi tuzlu gibi
Aşırı tatlı tüketimi
Banyodan sonra ayaklara soğuk su dökmek hadis
Ayvalıktan nereye feribot var
Dev çıyan zehirli mi
Engelleyince hikaye görünür mü
Bactroban krem nereye sürülür
Çekirdek aile tanımı
132 ne hattı
Derya Balta Hilal ne oldu
Allah ın her şeyi bilme sıfatı
Ayakta yolcu taşıma cezası
Eti Puf neyle yapılıyor
Birlesik zamanli fiil
Ayakkabı sıcak suda yıkanır mı
Devlet memuru nikah izni
Dövme 1 haftada iyileşir mi
Bankacılık eşit ağırlık mı